ELITE MAGAZİN DERGİSİ RÖPORTAJI: Şubat 2017 sayısı

              
   - Murat Bey, öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
                  İstanbulda doğdum.1970 dogumluyum..Çocukluğum ve gençliğim Etiler de geçti .Etiler Lisesini bitirdikten sonra Mimar Sinan Üniversitesi İç Mimarlık bölümünü kazandım..93 yılında mezun oldum. Yüksek lisans öncesi İtü ingilizce hazırlık okudum.Tescilli bir marka olan “Interium Design” iç mimarlık ve tasarım bürosunu kurdum…Kariyerim boyunca uzmanlık alanı olarak “Konsept tasarımcılığı” konusunda kendimi geliştirmeye çalıştım.Şu anda yaptığım iş tam olarak kurumsallaşma ve markalaşma yolunda ilerleyen firmalara konsept prototip mekanlar hazırlamak ve bunların istikrarlı bir şekilde çoğaltılması süreçlerini yürütmektir. İç mimarlık hizmetimin diğer bir açılımı ise : markalaşma sürecini çoktan tamamlamış ancak konseptlerini “yenilemek” isteyen kurumlara tasarım hizmeti vermektir..Şu anda yurt içi yurt dışı serbest işlerimin dışında, hali hazırda  birden fazla kurumsal firma markaların konsept çalışma ve hazırlıklarını yürütüyorum.Bununla  ilgili olarak haftanın belirli günleri yıllık anlaşmalar dahilinde profesyonel “konsept danışmanlık” ve “tasarımcı” olarak hizmet vermeye devam etmekteyim.

               -İç mimarlık kısaca nedir? 

                İç Mimarlık ; insanın mekânsal anlamda yaşam alanlarının ihtiyaçlarına göre estetik olarak en verimli şekilde düzenlenmesidir.Bu bir kokpit te olabilir,bir masa üzeri alanı da.bir odanın düzenlenmeside,bir avm nin sirkülasyon yani dolaşım alanlarının düzenlenmesi de…..İnsan doğası gereği yaşadığı iç ve dış mekanları düzenlemek ,ıslah etmek ister..Bunun gereği olarak içinde matematik,geometri,fizik dolayısı ile mühendislik ve tasarım gerektirenbir rasyonel bilim dalı olarak ortaya çıkmıştır.

                Konsept kavramsal ve fikirsel prototip olarak düzenlenmiş “master” ana fikir yapılardır.Bir kişiye ya da kuruma ait oluşturulacak “marka” ile ilgili bir “orijinallik” gerekir.Bu çalışma ile diğerlerinden ayrılan ve “kendine özgü” değerleri olan bir tasarıma ihtiyaç duyarsınız. Eğer bir kuruma sunduğu hizmetlerden dolayı çoklu sayıda mekan gerekiyor ise bu mekanların kurumu yansıtan özelliklerde olması beklenir.Kurumun verdiği hizmetlere göre de dekorasyonu planlanmış olmalı ve toplam kalite anlayışına uygun olarak coğrafyadaki yerine bakılmaksızın ayni kalitede hizmet bir standart olmalıdır.İşte konsept tasarımcılığı tam bu anda devreye giriyor.Biz ihtiyaç duyulan konsept mağaza hakkında yatırımcıdan talep ve ihtiyaçlarını dinleyerek önce konsept fikrin temelini belirleyip ,gerekirse birkaç revize çalışmadan sonra “prototip” ini oluşturuyoruz.Daha sonra bütçe ve planlama desteği ile hangi süreçte  kaç noktada açılacağı gibi bilgiler etüd edilip daha sonra üretim olarak hayata geçiriliyor.Örneğin bir banka şubesi yada avm lerde bulunan herhangi bir kurumsal markanın mağazalarını buna örnek gösterebiliriz.

            - İç mimarlığı bize kısaca ifade eder misiniz? Konsept tasarımcılığı tam olarak nedir.?

              İç Mimarlık ; insanın mekânsal anlamda yaşam alanlarının ihtiyaçlarına göre estetik olarak en verimli şekilde düzenlenmesidir.Bu bir kokpit te olabilir,bir masa üzeri alanıda.bir odanın düzenlenmeside,bir avm nin sirkülasyon yani dolaşım alanlarının düzenlenmesi de…İnsan doğası gereği yaşadığı iç ve dış mekanları düzenlemek ıslah etmek ister..Bunun gereği olarak içinde matematik,geometri,mühendislik ve tasarım gerektirenbir rasyonel bilim dalı olarak ortaya çıkmıştır.

            Konsept kavramsal ve fikirsel prototip olarak düzenlenmiş “master” ana fikir yapılardır.Bir kişiye ya da kuruma ait oluşturulacak “marka” ile ilgili bir “orijinallik” gerekir.Bu çalışma ile diğerlerinden ayrılan ve “kendine özgü” değerleri olan bir tasarıma ihtiyaç duyarsınız. Eğer bir kuruma sunduğu hizmetlerden dolayı çoklu sayıda mekan gerekiyor ise bu mekanların kurumu yansıtan özelliklerde olması beklenir.Kurumun verdiği hizmetlere göre de dekorasyonu planlanmış olmalı ve toplam kalite anlayışına uygun olarak coğrafyadaki yerine bakılmaksızın ayni kalitede hizmet bir standart olmalıdır.İşte konsept tasarımcılığı tam bu anda devreye giriyor.Biz ihtiyaç duyulan konsept mağaza hakkında yatırımcıdan talep ve ihtiyaçlarını dinleyerek önce konsept fikrin temelini belirleyip ,gerekirse birkaç revize çalışmadan sonra “prototip” ini oluşturuyoruz.Daha sonra bütçe ve planlama desteği ile hangi süreçte  kaç noktada açılacağı gibi bilgiler etüd edilip daha sonra üretim olarak hayata geçiriliyor.Örneğin bir banka şubesi yada avm lerde bulunan herhangi bir kurumsal markanın mağazalarını buna örnek gösterebiliriz.

             - İç mimarlık sizin hayaliniz miydi? Merakınız nasıl başladı ve ne zaman karar verdiniz?

              Hayal etmekten biraz fazlası diyebilirim aslında , gençlik yıllarımda ilk hatırladığım ağır bir kış yaşanmıştı ve bu kadar çok kar yağması hayalgücü olan biri için bol malzeme demekti..Diğer mahalleden iki arkadaşımı da ikna edip bir eskimo evi “iglu” yaptığımızı hatırlıyorum ..Üstelik 2 odası vardı ,Merak kısmı böyle birşeylerle başladı..Bunun yanında çok iyi resim yaptığım için kendimi çizimle ifade etmek doğal halimdi.Lise bitince kendime en uygun meslekleri araştırırken yeteneklerime uygun ve çizerek hayatımı kazanabileceğim meslekleri araştırıyordum.İç mimarlık hakkında araştırdım ve bana uygun olduğunu düşündüm.Güzel sanatlar yetenek sınavlarına başvurdum ve sınavı kazandım..dolayısı ile herşey haliyle kendiliğinden gelişti.

               -  Bugüne kadar neler yaptınız? Nasıl projeler üzerinde çalıştınız?

                  İlk işim henüz üniversite 3.ncü sınıftayken part time çalıştığım iç mimarlık bürosuna bir bar tasarımı için başvuran bir müşteri grubu için “canlı müzik” mekanı tasarlammamız istenmişti. O zamanlar Türkiyenin efsane mizah dergisi olan “Gırgır” dergisinde de Karikatürist olan Galip Tekin in de ortaklarından biri olduğu Sıraselviler de “Kemancı Rock Bar” ın projelendirme ve uygulanmasından sorumluydum...Literatüre geçmiş bir duayen ile tanışmış olup ilk işimde sonradan hit olan bir mekan dekorasyonunda tecrübe kazanmak büyük bir şanstı. Daha sonrasında mezuniyet sonrası ilk gerçek profesyonel iş deneyimim yaptığım iş başvurularımın her ikisininde kabul edilmesi üzerine seçimimi Bayan giyim sektörü markası “Polin” yönünde kullandım.ilk kurumsal marka mağazacılık çalışmalarına da o zaman başlamış oldum.Daha sonra bir lokomotif gibi hiç durmadan çalıştım ve diğer bazı markalarla da çalışma şansı buldum .Kurmuş olduğum tasarım firması için sayısız endüstriyel tasarım gerçekleştirip Türk patent enstitüsünden toplam 32 adet tescil sahibi oldum.Mağazacılık sektörüne paslanmaz çelik mağaza ve duvar teşhirsistemleri ürünleri üreten bir firma kurdum ve binlerce tasarımım halen piyasada çeşitli marka mağaza bünyelerinde direkt ve endirekt satış ile kullanımdadır.Çalıştığım markalar ile bahsi geçen bu  ürünler ile ilgili dolaylı olarak  ya da birebir tasarım hizmetlerinde bulundum.

           Çalışma fırsatı bulduğum yurt içi yurt dışı öne çıkan markaların bir kaçı: Lufian(55),Hugo Boss(1),Mudo(1),Daniel Hechter(19),Pierre Cardin(3),Us polo Assn(3), Cacharel(3).EnricoMarinelli(2),İmza(32),Salvatini(4),Jakamen(3),Hatemoğlu(2),BindChocolate(4),KaleNanoraf(2),Elbi(2),RodeoJeans(2),Woo(1),BigMammas(1),Kahvemania (1),ChesterBoom(1),MihrimahSultankonakları(2), Volkanİnşaat(4),Modasquare(1),Dijan(2),MonacoHotel(1),MadHouse(5),Boomstep(1),AdilIşık(5),Koton(2),Adese(2),Prestige(7),Nike(1),Adidas(1),ChefsChicken(1),EndekosisHHP(2),TasarıKürkmod(1),AcademyRockbar(3),Adwork(1),Platinİnşaat(3),ClaudiaContini(4),VizeMobilya(1),Kaleraf(1),TriElektronik(1) şeklinde not almışım.SözkonusumağazalarNewJersey,St.Petersburg,Moskova,Ekaterinburg,Frankfurt,Wiesbaden,Aschaffenburg,Bakü,Amman,Tunus,Gana,Bağdat,Erbil,Taşkent,Fas,Cezayir,Taşkent,Shan-Gai gibi lokasyonlarda gerçekleştirildi. Amerika,Rusya,Almanya,Hollanda,Belçika,Romanya,Suudi Arabistan gibi ülkelerde yaptığım mesleki uygulamalar ve işler dışında araştırma ve incelemelerim de oldu.

 

                 -Mesleğin eğitimini almış birisi olarak, eğitimin mesleki alanınızda önemli olduğunu düşünüyor musunuz? Eğitim almasaydınız, sadece yaratıcılığınızla iç mimarlık yapmanız mümkün olur muydu? Eğitimin size ne gibi katkıları oldu?

                  Evet ..kesinlikle. Eğitim yeteneklerin bilimsel verilerle desteklenmesidir. Yetenek bilgi ile yoğurulmalı ve disiplinli çalışma ile geliştirilmelidir. Yeteneğe metodlar, sunum kabiliyeti ve sistem eklerseniz kendiniz ifade etme kabiliyetiniz artar. İyi bir tasarımcı yeteneğinden gelen el çizimleri yanında ,iki (2) ve üç (3) boyutlu tasarım ve görsel zenginleştirme programlarını iyi kullanmak zorundadır.Tasarımlar doğru ifade edilebilirse sunduğunuz kişi ve kurumlarca kabul görecektir. Fikirleriniz tüm bu tutarlı metodları kullandığınız için aksiyonlarınız tesadüflere kalmadığı için pozitif bir bilime uygun ve yakışır biçimde icra edilmiş olur. Almış olduğunuz mesleki eğitimin kalitesi doğru bir kurumda ve doğru bir süreçte edinilmiş ise ilerde göstereceğiniz performansınız ile doğrudan ilgilidir.

                  Hayatın içinde olarak iş ortamlarında karşılaşa geldiğimiz piyasada kendisini mimar-iç mimar olarak tanıtan ama sonradan olmadığını öğrendiğimiz “alaylı” bir çok kişiler ve performanslarını gözlemledim. Fakat ne yazık ki hep bir şeyler eksikti. Özellikle yüksek matematik ve mühendislik gerektiren tasarımlarda geri durduklarına tanık oluyorsunuz. Bu da işin eksik kalan bana göre “dramatik” tarafı sanırım. Eğitim almasaydım bende bu şekilde meslek icra etmeye çalışır mıydım bilemiyorum.

                 Sonuçta bir “okullu” olarak Akademik eğitimi destekliyorum ve yeni gelen nesle kesinlikle bunu tavsiye ediyorum..  

                 Mesleki eğitim almamın bana yararı ne oldu derseniz şöyle uzun bir paragraf kurmak gerekir: Öncelikle akademik eğitim sırasında tüm profesörler ve eğitmenler ile bir “Usta-çırak” ilişkisi kuruyorsunuz.Ve Eğitmenleriniz idealist insanlar olduğunu düşünün..Örneğin size diyorlar ki: “-Sana çizimin ve fikirlerin için not vereceğim tabi ki…O halde fikrini beğendir..Notların bir “para” gibi bir bedel olduğunu düşün,O halde tasarımı fikirlerini güzelce çiz, savun ve bana kabul ettir..beni ikna et..Böylece bende bu cebimdeki notlardan sana ne kadarını vereceğime bakayım..” Burada sayısız kez etüd projelerinizin karalandığına yada yırtıldığına şahit olabilirsiniz.Sonuçta sizi kolay kolay meslek erbabı yapmaya niyetleri yok..Bu size fikirlerinize aşık olmamayı öğretiyor..Böylesine yüzlerce binlerce süreçten geçtikten sonra ,sonuçta kendi güdümünüzden ve kısır döngülerinizden çıkıp bir “tasarımcı”ya dönüşmüş oluyorsunuz..Sanırım eğitimin benim için en büyük faydası bu.

                  -İç mimarlıkta yaratıcılık önemli midir?

                   Evet demeden önce; “Yaratıcılık” tan kastımız nedir? diye açıklamak ve içeriğini açmak gerekir. Her şey aslında tasarım hakkında bir iç mimardan “talep” te bulunan kişi ya da kuruma yapılan “arz” a nasıl cevap verdiğimiz ile ilgilidir. Burada estetik kaygıları elden bırakmamak şartı ile tutarlı alternatifler ve sorunları çözmede çeşitlilik esastır. Siz bir tasarımsal soruna sadece bir çözüm ile yaklaşırsanız bazen alternatifler hakkında beklentileri karşılayamamış olursunuz. Bazen çözüm getirilemeyecekmiş gibi sorunlar ile  karşılaşabilirsiniz. İşte tam bu anda “yaratıcılık” devreye girmektedir. Aslında “yaratıcılık” herhangi bir soruna çoklu sayıda tutarlı, yenilikçi, estetik ve bazende umulanın dışında alternatif çözüm getirme kabiliyeti olarak tanımlanmalıdır. Tasarımcı bunu destekleyen inovasyona açık olmalıdır. Her zaman yeni vasıflı malzemeleri araştırmalı ve bilgilerini güncellemelidir. Bu yüzden eğer kastettiğimiz “yaratıcılık” bu ise mesleki performans ve verimlilik açısından çok önemlidir demek gerekir.

 

                     - Esinlendiğiniz akım ve tarzlar nelerdir? Örnek aldığınız isim ya da isimler var mı?

                     Temelleri 70 lerde atılmaya başlanan ve son on yıl popülerliği had safhaya gelen minimalist ve modern akımlar bir yana özellikle çağdaş sanatlardan etkilenmemek mümkün değil.Her ne kadar doğallıktan yana olsam da tasarımda sınırları zorlayan ve irrasyonel eğrisel formları yakalamada amorf formları gerçekleştirmeye daha yatkın neoplastizm eserlere ilgim büyüktür.Geleceği yansıtan fütüristik eserleri ve tasarımları incelemek her zaman eğlenceli ve heyecan verici olmuştur. Aynı zamanda “airbrush”ile çalışan bir yarı profesyonel grafik re-illüstratör olarak bilim-kurgu ya da “FantasyArt” adı altında yapılan eserleri oldukça ilham verici bulmuşumdur.Sonuç olarak; iyi bir tasarımcı tüm tarzları ve akımları bilip takip etmesi gerekir.Böylece tasarım kabiliyetlerini bilgi akımları ile güncelleyerek “zinde” kalmış olur.

                      Güncellenen hayat kendisini katı bir şekilde güncelleyen sektörlerde olduğu gibi aynı  tekstil ve diğer sektör modalarında olduğu gibi devir-daim sistemi gibi çalışmakta..Eski ara akımlar bir bir kendini hatırlatmakta retro,vintage,mid century,ingiliz country ,benim özel ilgi alanım colonial tarz dönemleri,modern,özellikle de iskandinav country ve tasarımcılar özgün yapılarından dolayı tarz olarak favorilerimdir.

                     Eski akımlarda Frank Lloyd Wright,Mies van der Rohe,Eero Saarinen gibi duayen tasarımcılar tasarımcının belleğine mimarlık tarihinden kazınmıştır.Günümüzde Philippe Starck,Karim Rashid,Jean-Louis Deniot,Federico Delrosso,Ma Yansong,Robert Bailey takip ettiklerimdir.

                      Buna karşılık “Türk tasarımcılar” açısından son 6 yılda dünyanın en iyi tasarımcılarına sahip ülkeler sıralamasında “World Design Rankings” de Türkiye’nin  Amerika Birleşik devletlerinden sonra bir çok tasarımcı ülkenin değerlendirildiği bir platformda 2 .nci sıraya yükselmiş olması manidardır.

 

 

                     -Tasarımda eskiye ve doğal olana dönüş teması daha da ön plan çıkmaya başladı, doğal temalara çok rastlıyoruz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

    Doğal olana dönüş bana pek te şaşırtıcı gelmiyor bir tasarımcı olarak .Şu anda doğal olana dönüş= “organic” sihirli kelime ve yediği içtiği şeylerde doğallık arayan insanların yaşadıkları yerlerde etkileşimde oldukları ve temasda bulundukları tüm objelerde doğalı ve organik olanı tercih ediyor.Sanırım teknolojik bir çağda yaşamanın zaaflarını ya da olası bedelini böyle dengelemeye çalışıyoruz.

        İnsan –mekan ilişkisi  doğal malzemeden asla kopamayacaktır.Dekorasyonlarda kullanılan malzemelerde doğallık ve özgül ısı değerleri önemlidir.Örneğin:İnsanın özgül ısısı göreceli olarak yüksektir...özgül ısı açısınıdan insanınkine en yakın materyallerden biri  ağaçtır..Bu yüzden ahşap mobilyalarda ten temasında daha rahat hissedersiniz..Ama buna karşılık kış şartlarında cam bir masaya dirseklerinizi tema ettirdiğinizde soğuktur ve “irkilirsiniz”.Bu tenimize göre özgül ısısının göreceli olarak düşük olmasındandır.Yaşadığımız her mekanda doğru ya da yanlış kurgulanmış her malzeme böyle olumlu-olumsuz gizli mesajlar verir .Bazen bir mekanı çok beğeniriz. “-Tarif eder misin?Neyi beğeniyorsun?” diye sorulduğunda bunu tariff edemeyebiliriz..Örneğin bir mekanda “yüz adet” tasarım sorunu var ise mekanın tasarımsal başarısı bu sorunlara bulduğunuz rasyonel cevaplar yani  çözümlerin çokluğu ile ölçülür.İşte aslında “beğenilen” tasarımcının gözle görülen-görülmeyen bulmuş olduğu cevaplardır.Biz şartların bu şekilde kullanıcı lehine düzenlenmiş haline “konfor” diyoruz..

                 Son yıllarda bir bilinç olarak internet ortamındaki fikir sitelerini sıkı sıkıya takip eden bir sosyal kitle oluştu.Beğendikleri mobilya ve tasarımları paylaşıyorlar. Üniversiteyken bir hocamız “Her kadın yarı iç mimardır.” dediğinde yüzümdeki gülümsemeyi hatırlıyorum..”Nasıl yani” dediğimizde cevap ta içinde saklıydı.Evlerde en yaratıcı fikirli farkında olarak ya da olmayarak içinde doğallığın yanı sıra naif bir geçmişin kültür birikimleri barındıran tüm mekan anlayışlarıyla bunları destekleyen duygu olarak; sadelik,pratiklik,rahatlık,geleneksel yaklaşımlar,kişilerin kendilerini ifade ettiklerini düşündükleri ,biriktirdikleri kişisel eşya ve tasarım mobilyalar ile kolajlar yaptığı,harmanladıkları sosyalleşmemekanlar gözlemlemekteyim.bunları temsil eden country,rustic, vintage,primitive,kitsc gibi akımlar dönüşümlü olarak değişik dönemlerde büyük bir ihtimal ile tekrar karşımıza geleceklerdir..Tema olarak kır yaşamı, sade hatlar, pratik hayat,düz mobilyalar,düz dokular trendi eskilik değeri ve doğala özgül ısısı uyumlu malzemeler kullanılması insanların her zaman temel ihtiyaçlarında bulunmaya devam edecektir.

                   Bu arada her ne kadar mesleki olarak takip etmek ve bilmek zorunda olsam da klasik diğer akımlar bir yana “memphis” gibi mantıksız,sert karakterli orantısız,keskin,abartılı ve zıt çıkışları fonksiyondan uzak olan akımlar bana pek yakın gelmiyor..

                 - Mekân enerjisi konsepti nedir? Evimizi dekore ederken dikkate almamız gerekir mi?

                   Mekan enerjisi hakkında özellikle uzak doğuda bazı çalışmalar yapıldığını biliyorum..”FengShui” ve birkaç farklı isimle de anılıyor.Mekan tasarımında farklı kültürlerin ritüellerine saygı duymakla beraber Biz Türkiye ve Avrupa da geleneksel ,kültürel mimari kaygı ve değerlendirmelere göre tasarımlarımızı yürütmekteyiz..

                 - Kentsel dönüşümle beraber çatı ve ters dubleks daireler oldukça arttı. Bu daireleri tercih eden birinin nelere dikkat etmesi gerekir? Yaşayacağı zorluk ve faydalar nelerdir? Keyifli olduğu kadar dezavantajları da olan bu dairelerin olumsuz durumlarını nasıl bertaraf ederiz, önerilerinizi öğrenebilir miyiz?

                  Çatı dubleksler binanın başı ve çatı örtüsününde şapkası gibi olduğunu düşünmek gerekir..Doğru ısı ve ses yalıtım malzemesi yine doğru detaylandırma ile kullanılması gerekir.Müteahhit firmalar son zamanlarda oldukça bilinçlendi ve daha çok tasarımcılara başvurmaktalar.Bu binaların daha kaliteli bitiş detaylarına sahip olmasına, haliyle de toplam kalitesini arttırmaktadır..Üst katlarda ve özellikle çatı katlarında rüzgar direnci normal katlardan daha fazla olduğundan bu katlarda daha farklı ve ısı ve su yalıtımlı pencere doğrama sistemleri kullanılmalıdır.Cephe kaplamalarında bizim “nefes alan” yapılar olarak kastettiğimiz binanın ömrünü belirleyecek olan vasıflı yapı cephe giydirme seçenekleri kullanılmasını tavsiye ederim.Ayrica doğal ışıktan maksimum yararlanmak maksadı ile çatı pencere sistemlerinden faydalanmalıdır.Bahçe katlarında terasa açılan kapılar büyük ve geniş pencere kapı sistemleri ile donatılmalıdır.

                      Son yıllarda çatı örtü yüzeyi gibi geniş alanlarda “yenilenebilir enerji” adı altında özellikle güneşten ve rüzgar gücünden faydalanılarak kendi ürettiğin enerjiyi tüketmek mümkün görünüyor ve gittikçe daha teknolojik ve verimli sistemler geliştiriliyor.  Dünyamız ve çocuklarımızın geleceği için çevreye duyarlı yatırımcılara bu sistemleri kullanmalarını tavsiye ediyorum.

                        Çatı dublekslerde en önemli sorun baş kurtarma sorunudur.Mobilya istif dolaplama sistemlerinizi çatının en düşük olduğu yerlerde konumlandırırsanız mekan içinde ayakta durma alanlarından daha az yer kaybetmiş olursunuz..Eğer oda yatak odası ise ve odanın hacmi küçük ise kombine dolap ve yatak birleştirilerek iç içe kullanılabilir.Bu da yer tasarrufu sağlayacaktır.

                       Ters dubleksler için önemli olan binanın korunması açısından teknik bir terim olarak  “mantolama”sı dışında “bohçalama” yapılmasıdır ki bu işlem bir binaya su geçirmeyen bir çizme giydirme işlemi gibi düşünülebilir. Bu tip işlemler yapıların ömrünü uzatan önemli tedbirlerdir.Böylece bir yapıya en çok zarar veren “rutubet sorunu” nun da önüne geçilmiş olur.Yapılması gereken önemli ikinci husus Zemin etüdü yapıldıktan sonra raporlara istinaden arazi düz ya da eğimli ise bile gerekli temel üstü ve temel altı tedbirlerin alınmış olmasıdır ki son kullanıcılar bilmek zorunda olmasa da alt yapıyı ilgilendiren “drenaj”, “blokaj” ve “grobeton”uygulamalarının usulüne uygun  yapılmış olduğundan emin olunması gerekir.

   Ters dublekslerin en güzel tarafı aynı zamanda bahçe katı ya da bahçe terası olmalarıdır.Bu avantajların dez-avantaj olmaması için ev içi ve bahçe alanı arasında geçiş alanlarının hijyen-haşerat tedbirlerinin alınmış olmasını gerektirir.

                  - Çatıların mimari yapısından dolayı uygun dolap, mobilya v.s bulmakta zorlanırız. Yine çok karşılaştığımız ve ikilemde kaldığımız Amerikan mutfak konusu var. Bu durumlarda tavsiyeleriniz nedir?

                     Bu konuda yapılabilecek en doğru hareket bir “İç mimar” a başvurmaktır.İç mimarlar  zannedildiği gibi sadece büyük ve pahalı mekanlar tasarlamazlar aynı zamanda kişisel kullanım alanlarıda yada mütevazi bütçeleri de düzenleyebilirler.Tasarım bütçeleri de zannedildiği gibi tedirgin edici seviyede olmayacaktır.Soz zamanlarda çoğu imalatçı mobilya firmaları bünyelerinde bir ya da bir kaç tasarımcı bulundurmaktadırlar.Bu gibi durumlarda bazen satın aldığınız ürün bedeli içinde olarak tasarım hizmeti verilebilmektedir.Bu da tasarım hizmetinin sektördeki hizmet firmaları tarafından son kullanıcıya bir “jest” olarak sunulmasının yaygınlaştığı anlamına gelir.

                   Amerikan Mutfak konusu uygulanabilir pratik bir çözüm olmakla birlikte mutfak pişirme,hijyen ve temizlik fonksiyonlarının diğer temel yaşam alanlarına olası negatif etkilerinden dolayı hafif portatif aluminyum ya da masif ahşap camlı sürme mekanizmaları ile perdelenerek ya da bölünerek kısmen gizlenilebilir özellikli olma fikrini destekliyorum.Böylece sistem uluorta etki yerine fonksiyonel ve daha kullanışlı bir hücresel mekan yapı kazanıyor.Uygulamalarımda buna dikkat ediyorum.

 

 

                 - Yaşam alanlarımızı ufak dokunuşlarla daha yaşanılası bir hale nasıl getiririz? İş, ev, ofis, cafe, restoran işletmelerimizin tasarımları ile ilgili sizden önemli tüyolar alabilir miyiz?

                    Yaşam alanlarının kullanımı hakkında en basitinden bir örnekler vermek gerekirse örneğin hatalı yöne açılmış bir kapı ya da kapak olmamalıdır.Doğru aydınlatma için gözü en az yoran endirekt aydınlatma metodları kullanılmalıdır.

                    Dekorasyonun başarısı tüm fonksiyonlarının kendisini doğru metrekarelerde boşluk ve hacimlerde ifade etmesi ile mümkün olur. Eğer bir mekanın işlevlerini işin başında doğru partisyonlara ayırırsanız ve bunun yüzde kaçını hangi fonksiyonlara ayıracağınızı iyi planlarsanız en azından başarılı bir sistematik bir yapı kurmuş olursunuz.Bir mekanın çalışma şeması doğru kurulursa dekoratif unsurlar ,alternatif beğeni ve estetik anlayışları ile yapılan seçimler mekanın karakterini ve özgünlüğünü oluşturur.

     İş yerlerinde, ofislerde, cafelerde ve restoranlarda işin ciddiyetini ve toplam kalitesi hakkında mesajlar veren köklü bir kurumsallığı ya da kültürü ifade eden temalara özen gösterilmesi gerekir.Bu ilk algı kişilerin mekan hakkındaki ilk izlenimlerini oluşturmaktadır.

                     - Son zamanların moda olan malzemelerinden bahsedebilir misiniz? Trend nereye doğru gidiyor?

                     Kompozit ve kompakt malzemeler trend olmaya devam ediyor..Ancak bunlara son zamanlarda “nano” teknolojisi eklenince işler daha keyifli hal almaya başladı..Artık kendi kendini temizleyen vitrifiye,seramik ve fayanslarımız var.Endüstriyel gelişmeler arttıkça ebadlarda büyüyor.Makineleşme geliştikçe “cnc” bilgisayar destekli kesim ve işleme platformları da imalat içerisinde vasıflı tasarım imal etmek için çoktan yerini almış durumda.

                   - Size göre iç mimari lüks müdür?

                    Anlayışa göre değişir. Tamamen bütçe meselesidir. İnsanlar var olan çevrelerini ve yaşadıkları mekanları doğaları gereği verimliliği arttırmak için düzenleme gereği duyarlar. Bunu bizzat yapmak ya da bir profesyonel destek hizmeti almak bir tercih meselesidir. Her İç mimari düzenleme baştan planlı ve limitli bir bütçe ile lüks dediğimiz değerlerin içinde yada dışında tutulabilir. Bu biraz da tüketicinin elindedir. İç mimar her bütçeye göre çözümler getirmek zorundadır. Elbette ki bunun kabul edilebilir bir alt limiti olmalıdır. Lüks te ise beklentilerin karşılanması hakkında bütçe üst kısımda limitsizdir diyebiliriz.

- Tasarımda esaslarınız nelerdir.Türkiye'de iç mimari ne kadar değer görüyor, ilerleyişi ne durumda?

                   Tasarımda “fonksiyonellik”,”proporsiyon”ve “estetik” benim esaslarımdır.

                    Bir mekan fonksiyonel olmalı ki tam ilevsel olarak tam randıman alınabilsin.Proporsiyon oran-orantı anlamına gelir ki abartısız dengeli bir oran mekanda olmazsa olmazdır.Estetik bu orana eklenmiş duyguya hitap eden “duyarlılığı” temsil eder.

                    İç mimarlık bir farkındalık olarak tam olarak yerini bulamamış olsada tüketicilerde bir bilinç oluşmuş durumda.Bilinç değeri oluşturur.Ne kadar “bilinç ve farkındalık” her şeyde olduğu gibi o kadar “değer görme” diyebiliriz.Özellikle profesyonel ortamlarda kurumsal firmalar günlük operasyonlarında ve aksiyonlarında bir tasarımcıya mutlaka ihtiyaç duyuyorlar.Kurumsal yapıları bütçeyi be bunun karşılığı olan hizmeti en iyi şekilde yönetmelerini gerektiriyor.Buda projelendirme ve planlama ile olur.Sonuç olarak bana göre kurumlar ve tasarımcılar kaçınılmaz partnerler gibi görünmektedir.

                     İlerleyiş olarak baktığımızda mutlaka daha iyi bir konuma gideceği muhakkaktır. Dünya daha iyi organize edilmiş bir yapıya doğru ilerlerken buna kendi yaşam biçimi,yatırım ve oluşumları ile kim daha “entegre” olursa o kişi ya da kurumlar daha başarılı olacaktır kanaatindeyim.

 

                   - Sizce huzurlu bir ev ya da iş ortamını yaratmak için dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir ?

                      Psikolojik ve ekonomik nedenleri bir kenara bırakırsak bir mekanın kişileri mutlu etmesi gerekliliklerinden bahsedebiliriz.Bir mekan kişinin kalesidir.Kendi ortamında güvenlidir.Mekanın zaafları giderilmiş olmalıdır.Bunlar güvenlik,doğru iklimlendirme,fonksiyonellik,malzeme,doku,yeterli hacim özellikleri ile donatıldığında kişi ya da kişiler mekanı benimser ve severler.

                     Son yıllarda talepler mekanlara adapte edilen teknolojik “akıllı sistemler” ile de mekana hakim olma duygusunu getirmiştir.Artık sadece eşyalardan oluşan mekan anlayışı yerine,sizin programladığınız sizin yerinize sizin gibi düşünen cihazlar ve bunların yönettiği eşyalı mekanlar söz konusudur.Sizinle iletişim kuran sizin emrinizde bir mekan huzurlu bir ev ve iş ortamını da beraberinde getirecektir.

                       Huzurlu bir ev ve işyeri için şunlara dikkat edilmesi gerekir: Sadelik huzur getirir.(Db denetleme) uygun yalıtım ile gerekli sessizlik sağlanmalıdır.Ya da sizin kontrolünüzde hafif bir müzik sisteme gerektiğinde dahil edilebilir olması gerekir.Dağınıklıktan kaçınılmalıdır.Dağınıklığı oluşturan unsurlar iyi planlanmış bir mobilya saklama sistemleri ile dağınıklık bertaraf edilmelidir.Gün ışığı yani güneşin pozitif etkisinden yararlanın,buna karşılık yapay ışığın doğru ışık şiddetinde düzenlenmesi gerekir.Mekanda uygun koşullarda yeşil bitki bulundurulması negatif iyonlar açısından önemlidir.Koşullandırılmış ısı ve temizliği düzenli yapılmış. havalandırılmış mekanlar hijyen etkisi verir.Mekan duvarları karmaşık desenlerde boğucu olmamasına özen gösterin,dinlendiğiniz yer rahat olmalı,gün sonunda vucudunuz dinlenmiş olmalıdır. Özellikle evler için Mutfak ve banyo gibi mekanlar olumsuzluklardan (kötü koku vs..) arındırılacak,bertaraf edecek sistemler ile desteklenmelidir. 

                      - Kişilere iç mimarlık danışmanlığı verdiğinizde ve tüm seçimler sizin tecrübenize bırakıldığında, müşterinizin memnuniyeti için müşteriniz ile tasarımınızı hangi noktalara dikkat ederek ilişkilendiriyorsunuz?

                     Öncelikle iyi bir tasarımcı olabilmenin şartlarından biri ve tasarımın başarısı, sizden tasarım hizmeti talep eden kişinin ihtiyaçlarını doğru anlamak ve buna uygun fonksiyonel ve estetik çözümler üretebilmektir.

  Ne istediğini bilen müşteri her zaman işleri kolaylaştıran bir unsurdur.Böylece yatırımcının taleplerini listeleyerek tanımlanmış her bir soruna madde madde rasyonel çözümler getirebilirsiniz.

  Buna karşılık iç mimarlık hizmeti talep eden kişi ne istediğinden emin değilse genel mesleki tavsiyelerimi vermeden önce şu olgulara dikkat çekmeye özen gösteririm.

                     Yatırımcı açısından ;ilk olarak kişi “nereden başlayacağını bilemiyorsa”  konu hakkında en azından “ne istediği” ve “ne istemediği” sorularına cevap aramalıdır.Ben buna kısaca talep bilinci diyorum. Böylece kırmızı çizgiler bilinmiş olur.Yatırımcıya kendi fikirsel konumunu tanımlayabilmesi için daha önce hayata geçirilmiş “başarılı örnek mekanlar” gösterilir.Örnekler konumun anlaşılmasını ve güncellenmesini sağlar.Yeni hedef konumsal durum için nasıl tasarımsal tedbirler alınacağına karar verildikten sonra proje çalışmaları başlatılır.Revize prosedürleri süreçleri sonrası tasarım nihai halini almış olur.İş teslim sonrası tasarımın başarısını ölçümleyebilmek adına metodsal olarak “öncesi” ve sonrası” tespit mekanizmalarının gelişmeyi en iyi tanımlayan unsurlar olarak görüyorum.

    

 

                    - Danışmanlık yaparken, tasarım anlamında ekstrem bir taleple karşılaştınız mı?

                     Danışmanlık yaptığımız firmalarda ya da serbest piyasada bir çok çözülemeyen işler dönüp dolaşıp önümüze geliyor diyebilirim. Genellikle her ne kadar Türkiye de endüstri ve sanayi gelişmiş olsa da bazen yapım tekniklerine göre uygulanması oldukça zor olan iş edimleri geliyor. Burada da tecrübe ile daha farklı yapım teknikleri devreye girmektedir. Rutin üretici firmalar rasyonel formlar dediğimiz düz hatlarda ve çoklu üretimde oldukça başarılı iken söz konusu tasarımlar mühendislik gerektiren irrasyonel açısal ya da eğrisel formlara girildiğinde ki biz bu işlere “butik” işler diyoruz, iş parkur-mesai  maliyetlerini de göz önüne alındığında bu tarz işleri tercih etmiyorlar.Bu yüzden sıklıkla özel tasarım kabiliyetlerini öne çıkartan işlerle karşılaşabiliyoruz.

                       - Yeni ev kuracaklar için ev döşemenin kısaca en önemli inceliklerini ifade edebilir misiniz? Boşluk-doluluk oranı, karmaşıklık-sadelik dengesi, renk dengesi v.s nasıl olmalı?

                        Yeni ev kuracaklar için genel ekonomik yapı göz önüne alındığında daha “kompakt” mekanlar tavsiye etmekteyim...”Anahtar kelime” : Yalın mekan

                        Gereksiz ve işe yaramayan hiç bir obje bulunduğunuz mekanda ortalıkta olmamalıdır.Düzen tasarımı ön plana çıkarır.Bir mekanda başı boş bir dağınıklığı engellemek için yeterince düşünülmüş depolama ve saklama hücrelerine ihtiyaç vardır. Mekan içerisinde günlük hayatı idame edecek faydalı aparatların işi bittikten sonra yerli yerine konması gerekir.Bu da iyi bir planlanlama ile mümkündür.

                       Bir mekanı belirleyen hacimsel unsur onun eni ,boyu ve yüksekliğidir.Örneğin tavanı alçak yerlerde kesinlikle endirek aydınlatmalar kullanılmalıdır.Özellikle wc,banyo gibi dar mekanlarda Zemin ve duvarda kendisini tekrar eden karmaşık desenlerin boğucu etkisinden kaçınılmalıdır.. Mekan algısı içinde yaşayan “insan” baz alındığında hacimler dar ve objeler aşırı birbirine yakınsa bu gözle görünmeyen bir baskı oluşturur.Çok geniş mekanlarda ise eşyalar yüzüyor etkisi vermektedir.

                         İdeal mekanlar oluşturmak için “proporsiyon “denilen oran-orantı dengesine dikkat ederek ; “Ergonometri” insanın fiziksel çevreye olan uyumu ve “Antropometri” olarak bilinen insan-vücut boyutları bilimi değerleri baz alınarak en uygun tasarım standartlarında mekanlar oluşturmak mümkündür.

                          Renk olarak doğru kombin kullanılması önemlidir.Örneğin

  • Tek renk tema:Monokrom: tek renk kombini ya da siyah beyaz gibi nötr zıtlıklar olarak kullanılabilir.

  • Kişisel kullanımlar:Her renk seçimine uygun “ben yaptım oldu” anlayışı..eklektik anlayışa uygun yapılardır.

  • Özel uygulamalar siyaha yakın lacivert,siyaha yakın acı kahve gibi…

  • Home style için tüm “bej ve kahve” tonları-siyah,beyaz ve krem destekli

  • Soft renkler:Son yıllarda her rengin en açık tonları belli belirsiz “pudra” da deniyor.

  • Kurumsal renkler: Örneğin Temayı sağlayan bir “başlıca” renk olmalıdır, Logo da bulunan ikincil renk ve buna uyacak bir nötr renk daha hafif renklerle tamamlayıcı olarak kombin tamamlanır.

  • Konrast yani zıt renkler örneğin: sarı ile mor,kırmızı ile yeşil,mavi ile turuncu kontrast-zıt renklerdir.

  • Sade seçimler;üçten fazla farklı rengi bir arada kullanmaktan mutlaka kaçının.

  • Bir rengi hafifletmek için kombin yaparken aynı rengin tonlarını kullanın.

  • Siyah,Gri ve beyaz nötr renklerdir.Her renk ile bir arada kullanılıp kombin yapılabilir.

 

                     - Bir ev tasarımında en fazla dikkat edilmesi gereken husus renk seçimidir. Duvarlar, perdeler, mobilyaların rengi, aksesuarlara hakim olan renkler oldukça önemli. Doğal dinlendirici ve pozitif bir alan yaratmak için özellikle hangi renkler tercih edilmeli ve hangi odalarda hangi renkler kullanılmalı.Kaçınılması gereken renkler neler? Psikolojimizi zorlayan bizi yoran hangi renklerden uzak durmak gerekiyor ?

                      Eğitimimizin bir parçası olarak renklerin genel kullanıcı üzerindeki etkileri bilgisi bizlere öğretilmektedir..Aslında temel olarak 3 ana ve 3 ara renk vardır.Sarı,kırmızı,mavi ana renklerdir. Turuncu,yeşil,mor ara renklerdir.Yani tüm renkler 3 ana rengin birleşmesinden oluşmaktadır.Aynı zamanda bu renkleri soğuk ve sıcak renkler olarak ikiye ayırmak gerekir.Bu arada fiziksel ortamda tüm renkler örneğin boya olarak karıştığında siyaha doğru gider,ışık olarak birleştiklerinde ise beyaza doğru giderler.

                        Renkler hakkında ruh ve psikoloji üzerindeki genel etkiler ve bunların tanımlamaları daha önceki yapılmış ve sınanmış araştırmalar ile bellidir..Örnek vermek gerekirse;

                        Siyah:Sebat ,dayanıklılık,bilgelik,güvenirlilik.olarak duygu yüklenir.Işığı emdiği için uygun yerlerde tasarım ile ilişkilendirlmelidir..Dengeli kullanılmalıdır.Son dönemlerde café,denim,spor giyim ve ayakkabı marka dekorasyonlarında sıkça görmekteyiz.

                       Beyaz:Saflığı ve istikrarı simgeler.Kişileri daha uzun süre mekanda tutar.Konsantrasyonu arttırır.Özellikle değerli takı,kuyumculuk,tıp mekanlarında,hastanelerde,eczacılıkta,bayan tekstil mağazacılığında sıkça gözlenmektedir..

                       Sarı:Güneşin pozitif bütün değerlerini yansıtır.Ruh halinde pozitif etkileri bulunmaktadır.Değişkenliği yansıtırve sempatik bir etkisi vardır. .Örnek:Bu yüzden taksiler sarı orjinlidir.Hayvanlar aleminde tehdit ifade eder..Zehiri temsil eder.Siyah ile birlikte uyarı anlamı taşır.Örneğin:Yasak bölge..radyasyon vb..

                        Turuncu:Psikolojik rahatlık sağlar.Depresyona olumlu etki yapar.Eğlence teması için uygun renklerdendir.Eğlence temalı markaların tercihlerinde görülmektedir..

                        Kırmızı:Dikkat çekici bir renktir.Enerjiktir.Canlandırıcı etkisi vardır.Azmi,Tehlikeyi ya da heyecanı simgeler.Bir şeyi vurgulamak istiyorsak o obje ön plana çıkacaktır.Vurgu rengidir.Tansiyon değerlerinde etkisi olduğu gözlemlenmiştir.İştah açar bu yüzden özellikle büyük marka fast food zincirleri tabelalarında ve konsept renginde mutlaka kırmızı kullanmaktadır.

                        Kahverengi:Rahatı,emniyetli ortamı ifade eder.Konfor rengidir.Üretici düşünce ortalarında kullanılmaması tavsiye edilir.

                        Mavi: Sakinlik verir.Özellikle gözler için rahatlatıcıdır.Mekan boyatırken risk almayı sevmeyen kişilerce yaygın olarak kullanılan bir renktir.Her sektörün kullandığı bir renktir.

                         Yeşil:Huzuru ve sukunet duygusu oluşturur.Doğayı en çok çağrıştıran renktir.Uygun tonlarda kullanılırsa doğallığı çağrıştırır.Sarı ile birleşirse samimiyet ve dostluk çağrıştırır. Mavi le ferahlık etkisi verir.Sağlık sektörü daha çok kullanmaktadır.

                         Mor:Çok kullanıldığında depresif etki yapar..Az kullanılması kararlılık duygusunu çağrıştırır.renk spektrumunun son rengi olduğu için bireyselliği ve seçilmişlik etkisi uyandırır.Dengeli kullanıldığında konsantrasyonu arttırır.Lüksü çağrıştırır.Yalnızlığı seven,bireysel kişilerin rengidir.

                        Lacivert daha otoriterdir.İş ve Ofis kısımlarında sıkça kullanıldığını görürsünüz.

   Özellikle söylemek istediğim renklerin hepsi kullanılabilir..her ne kadar 3 ana renkten türese de toplam renk skalasında türetilmiş 16,8 milyon renk vardır.Örnek android ekran özellikleri…Fakat bu çeşitlilik içinde seçtiğimiz rengin tonu,oranı ve ne ile kombinlediğiniz önemlidir.Yoksa renkleri vermis oldukları etkileri yüzünden sınırlamış oluruz.Yine kişiye göre değişken olan beğenilere göre her rengin özgürce kullanılmasını destekliyorum.

 

                       - Son olarak dekorasyon ve tasarım dünyasında sağlıklı, mutlu ve de pozitif bir yaşam alanının sırrı nedir? Okuyucularımıza  ne tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

                        Bildiğiniz üzere kültürümüz çok eski tarihlerde göçebe bir medeniyetten yerleşik düzene geçmiş bir medeniyettir.Bu geçiş sırasında kültürümüzün pozitif değerlerinide ve bizi biz yapan öz değerleride kişisel alanlarımıza bir şekilde yansıtabilmiş bir toplumuz.Araştırdığımızda bir çok eski yapılarda inceden inceye düşünülmüş bir çok şey günümüzde halen tam manasıyla idrak edilememiş olduğu gözlenmektedir.Bizim yaşam mekanlarımız özünde insan eksenlidir.

                      Yeni anlayış olarak günümüz Türkiye‘sinde mekan anlayışı olarak tavsiyem şudur:Pratik olun,Çevreye duyarlı,geri dönüştürülebilen malzemeler tercih edin.Yenilenebilir enerji tüketin. Seçimlerin ile stilinizi oluşturun.Karakterinizi mekana yansıtın.Kompakt yapılar ile çok iyi planlanmış yaşam boşlukları ve mobilyalar oluşturabilirsiniz.Geçmişinizden kopmayarak kültürünüzü ve yaşanmışlıklarınızı dokunuşlar ile mekanda ifade edin.”Eski”deki değeri koruyarak eski bir masa,sandık gibi..”yeni” ile bir arada kullanabilirsiniz.Sanat ise bunun bir tamamlayıcısıdır.Henüz ünlü bir ressam tarafından yapılmış olmasa da gerçek bir tablo edinin.Hayatı kolaylaştıracak teknolojiyi kullanın.Bir o kadar da teknolojinin olumsuz radyasyon etkilerinden uzak durun..              Fonksiyonel bir mekanda yaşayın ve daha da önemlisi güzeli ülkemizin en önemli ihtiyacı olan mekan sizinle yaşanır kılınsın.